Kılıçdaroğlu Erdoğan’a seslendi: Kılıçdaroğlu’ndan ‘kurtaracağız’ diyor kurtarmanın yolu çok basit

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, TBMM’de CHP’nin haftalık grup toplantısında  konuştu. Sözlerine, “Zalimin zulmünü sona erdirmek zorundayız” diyerek başlayan CHP lideri Kılıçdaroğlu, “Birlikte el ele mücadele edeceğiz. Bu tarihin bize yüklediği bir sorumluluktur. Bu sorumluluğun bilincinde olan herkesle yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Erdoğan’ın CHP’ye yönelik eleştirilerine teki gösteren Kılıçdaroğlu, “İşi öyle bir boyuta getirdiler ki muhalefeti de onlar kuracaklar. Kılıçdaroğlu’ndan kurtaracağız diyor. Kurtarmanın yolu çok basit, gelirsin televizyona otururuz, milletin hakemliğine başvururuz, millet de dinler kim doğruyu söylüyor kim yanlışı. Ben haksızsam zaten gideceğim. Devletin bütün evrakları senin elinde, gelsene. Çıkarsın karşıma alırsın belgelerini. Niye karşıma çıkmıyorsun? Niye cesaretin yok? Neden korkuyorsun? Korkan insan devleti yönetemez.” diye konuştu.

Mahir Ünal ile çiftçinin telefon diyaloğu

Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal’ın bir çiftçi ile anekdotunu paylaştığını hatırlattı. Söz konusu çiftçinin, cep telefonunu aylık 450 lira taksit ile satın aldığını söylediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Adam perişan olmuş, 450 lira dediğin nedir Allah aşkına? Sen, saraydakiler kaç lira alıyorsunuz? 5 ayrı yerden maaş alan, ayda 50-60 bin lira maaş alan var. Sen 450 lirayı o çiftçiye fazla görüyorsun, bir cep telefonunu fazla görüyorsun. Çiftçilere çağrı yapıyorum, artık sizin de uyanmanız, gerçekleri görmeniz lazım.” sözlerini sarf etti.

“Ellerine silah, sopa mı aldılar, camı çerçeveyi mi kırdılar?”

Tayin edilen rektörü gençlerin istemediğini, “Kendi üniversitemizden bir rektör istiyoruz” dediklerini ifade eden Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Gayet demokratik ve barışçıl bir gösteri yapıyorlar; anayasaya uygun, kuralları anayasaya uygun. Gençleri anlayamıyorlar, neden bu gençler itiraz ediyorlar? Her üniversitenin bir kültürü, geleneği vardır. Üniversiteleri, üniversite yapan, bilgi üreten kurumlar yapan, onların gelenekleri ve kültürleridir. Dünyanın en saygın üniversiteleri, gelenek ve kültürleri olanlardır. O geleneklere, o üniversiteye giden herkes uymak zorundadır. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerine, her türlü haksızlığı yaptılar. İlk damgaladıkları, ‘terörist bunlar…’ Sonra dozu daha da ileri taşıdılar. ‘Bunlar yılan’ dediler. Emin olun, yılan, ‘yılan’ diyenlerden daha akıllı. Ne demek yılan, terörist? Ellerine silah, sopa mı aldılar, camı çerçeveyi mi kırdılar? Hayır. Siz bunları neye göre diyorsunuz?

Ayşe Buğra tepkisi

Dozu daha da ileri götürdüler, saygın hocalardan Ayşe Buğra’ya, söyleyen kişinin makamına asla yakışmayacak söylemleri rahatlıkla dile getirdiler. Ayşe Buğra, sadece bizim ülkemizde değil, dünyada bilinen saygın bilim insanlarından biri. Ne yaptı Buğra? Osman Kavala’nın eşiymiş. Osman Kavala, zaten haksız yere içeride tutuluyor. Her beraat ettiğinde, yeni bir suçla içeride tutuyorsunuz. Siz zaten adalet kavramından uzaklaşmışsınız. Öğrencilere her türlü baskıyı yaptılar, coplar, şunlar, bunlar…

“O kızın ayakkabı numarası, bugün devleti yönetenlerin IQ’sundan daha yüksek”

Aldılar yaka paça hakimin karşısına ‘terörist’ diye çıkardılar. Hakimler serbest bıraktı. İki fotoğrafı hiç unutmuyorum, birinde dışarı çıkan öğrenciler birbirlerini kucaklıyor, ikincisinde gençler gülümsüyor, önde başörtülü bir öğrencimiz var, zafer işareti yapıyor. Onların yüzünde de mutluluk ve zafer….İki fotoğraf olağanüstü. Birisi, kızın ayakkabısına kafayı takmış. Birisi de ‘O kızın ayakkabı numarası bile senin IQ’ndan fazla’ diye tweet atmış. Aslında eksik söylemiş, o kızın ayakkabı numarası, bugün devleti yönetenlerin IQ’sundan daha yüksek.”